Biçe naverokê
distinctio minak seri

BBBB

· 4 hours ago
Mêvan: MİNAKKK

Kürt sorununa demokratik çözüm için geliştirdiğimiz demokratik entegrasyon aslında tarihsel yanlışlığa, çözümsüzlüğe, soykırıma kadar varan faşist yaklaşımlar da dahil, sorunu içinden çıkılmaz hale getiren ulus-devletçi perspektife alternatif olarak, sadece Kürt sorunu bağlamında değil, küresel bir çözüm önerisi olarak bir tez, teori ve perspektif olarak geliştirilmek istenmektedir. Ulus- devletin genelde de kapitalist modernitenin sorunlarına cevap için geliştirildiğini özellikle vurguluyoruz.

Kapitalizm sadece azınlıklara karşı değil etnik, dinsel vb. tüm toplumsal yapılara soykırıma vardıracak yöntemlerle yok etmeye çalışmıştır. Tekçiliği tüm kültürlere dayatması kapitalizmin sınırsız sömürü hırsının bir göstergesidir. Bu gerçeklik sistemin özüyle ilgilidir. Soykırım gerçeği kapitalist modernitenin istisnai bir özelliği değil, genel kuralıdır. Yahudi soykırımından hareketle, Nazilerin soykırım uygulamalarının bir istisna olduğu, sistemin özüyle ilgili olmadığı bizlere kabul ettirilmek isteniyor. Tam tersine doğru olan soykırım tekil olmadığıdır. Soykırım kapitalist modernitenin temel bir karakteridir.

Ulus-devletin çöküş aşamasında faşistleştiğinden söz etmiştik. Bu aşamada aydınlanma felsefesini de araçsallaştırarak geleneksel topluma, kültüre karşı azami sömürü ve baskıyı faşizme kadar vardırır. Bu anlamda soykırım istisna değil genel bir dinamiktir. Kapitalist modernite bu uygulamayı küresel çapta kullanmıştır. Sadece Batı Avrupa’da değil, Kızılderililerden Afrika’ya Hindi-Çin’den Asya’ya ve Ortadoğu’ya kadar genel bir sistematik olarak uygulanmıştır. Özellikle ikinci dünya savaşından sonra da başta Almanya, Japonya, İspanya ve İtalya olmak üzere temel bir yöntem olarak uygulanmıştır.

İkinci Dünya Savaşından sonra kapitalist modernitenin liberal ve faşist versiyonu birbirini beslemiştir. Özellikle entelektüel dünyada bu gerçeği örtmek için yapılmadık kafa karışıklığı zihin işgali ve saptırması kalmamıştır. Kapitalist modernitenin uyguladığı soykırım tüm toplumu rendeleyerek son derece monolitik bir yapı yaratırken reel sosyalizmde de ilericilik adı altında bunu benimsemiştir. Reel sosyalizmin argümanı bunun bir ilericilik olduğu, ortaçağdan kalma gerici yapıları tasfiye edip modern ve sistemli bir toplum yarattığı şeklindedir. Daha devrimin ilk yıllarında Sovyetlerin tasfiye edilmesi, Sovyetler özgülünde demokrasinin tasfiye edilerek tek tip otoriter liderliğe, Stalin diktatörlüğüne kadar gidilmesi, ifade ettiğimiz gerçeklikle bağlantılıdır.

Kapitalist modernitenin siyasi alandaki ifadesi ulus-devlettir ekonomik alanda kapitalizmdir, ekoloji alanında da endüstriyalizmdir. Bu temelde başta kadın ve giderek toplumun tümü üzerinde sınırsız sömürgeleştirmede temel rol oynar. Tüm kırımlar bu temel üzerinden gerçekleştirilir. Ulus- devlet çözümü sadece başarısız değil, aynı zamanda soykırıma ulaşma özelliğine sahiptir. Küresel anlamda aydınlanma felsefesini de istismar ederek gelişen ulus-devletçilik hem liberal kapitalizmde hem de reel sosyalizmin devlet kapitalizminde kırımla sonuçlanmıştır. Ulus-devletin çözüm olarak ortaya çıkıp soykırıma ulaşması, sistemin karakteriyle ilgili bir durumdur.

Ulus-devletin çözümsüzlüğü iki ana başlık altında toplanabilir. Birincisi, asimilasyondur. Doğuşuyla birlikte, tüm gerici kültürü tasfiye etme adı altında bütün toplumsal değerleri asimile etmiştir. Bu ulus-devletin küresel bir özelliğidir. Her yerde ilk adım olarak asimilasyona yönelmiştir. Daha uç noktada asimilasyonun devamı olarak soykırım çıkar karşımıza. Asimilasyonla fiziki soykırım birbirini besleyen iki yöntemdir. Asimilasyonist yöntemle bitiremediğini fiziki soykırımla bitirmek ister. Daha da somutlaştırırsak, kültürel kırımla tamamlayamadığını fiziki soykırımla tamamlamaya çalışır. Kapitalist modernite bu özelliğini az veya çok her zaman ve her yerde uygulamıştır.

İkincisi niceliksel yönüdür. Küresel anlamda ulus-devletler her yerde inşa edilerek sayısı çoğaltılmıştır. Neredeyse yeryüzünde ulus-devlet inşa edilmedik bir yer bırakılmayarak vazgeçilmez, zorunlu temel siyasal bir sistem haline getirilmiştir. Biz de PeKeKe olarak ortaya çıktığımızda ulusal kurtuluş ve bağımsızlık savaşıyla bunu bir çözüm modeli olarak esas aldık. Bunun bir kapitalist modernite çözümü olduğunu açıklığa kavuşturmamızla birlikte hızla terk etmemiz de gerçekleşmiştir.

Bu yöntemler birbirini besler. Dikkat edilirse ulusal kurtuluş savaşı verilerek kurulan ulus-devletler büyük oranda şiddet içermiş ve kanlı sonuçlar üretmiştir. Başarıya ulaşmayanlarda benzer biçimde şiddet üretmişlerdir. Başarılı veya başarısız olmaları soykırıma varan bir şiddet sarmalına saplanmalarına engel değildir.

Sonuçta birinci çözüm tarzı kültürel fiziki soykırımla, ikincisi de nicel olarak çoğaltma esas olarak kapitalist moderniteyi daha da büyütmüştür. İnşa edilen her ulus-devlet moderniteyi daha da büyütmüş, yaygınlaştırmış ve geliştirmiştir. Reel sosyalist ülkelerin pratiği de bu gerçeklikten azade değildir.

Afrika’da elliye yakın ulus-devlet kuruldu. Bu ulus-devletler o güzellikler dolu Afrika’yı baştan başa kapitalizmin kirine, kültürel fiziki soykırımına açtı. Afrika bitmeyen kabile savaşlarıyla, anlamsız ulus-devlet savaşlarıyla adeta cehenneme çevrildi. Afrika’da savaş ve şiddet yaşam tarzı haline getirildi. Her yer şirket talanlarına açıldı, alt yapı büyük tahribatlara uğradı. Adeta bir deneme tahtası olarak kullanılan Afrika, daha uzun yıllar bu sorunlarla uğraştırılacaktır.

Kimi yerde kutsal devlet, kimi yerde gerici ortaçağ kalıntılarını temizleyen bir aktör, kimi yerde kültürel devrim yapan ilerici bir model veya insanlığı sapkınlıklardan, hastalıklardan kurtaran bir kahraman gibi gösterilse de, ulus-devletin çözüm olarak dayatılması, her durumda bir felakete yol açmıştır. İnsanlığın baş belası olan kapitalist modernite, insanlığın bitirilmesi pahasına bu iki yöntemle varlığını sürdürüyor.

İnsanlığın kültürel-fiziki soykırımına uğratılmasına benzer biçimde doğa da ekolojik kırımdan geçiriliyor. Ekolojik kırım inanılmaz boyutlara ulaşmıştır. Eğer tedbir alınmazsa insanlığın sonunu getirebilir. Tam da ya kapitalist modernite barbarlığı ya da insanlık denilen noktadayız.


Vîdyoyên Têkildar